8/1/2007
Diriliş Aydınlığında
Yazar: Murat Soyak
İstanbul’da ikindi suları…
Şehrin dinmeyen uğultusu, caddelerde pür telaş.
Nedir bu hız ?
Namazdan sonra Kadıköy iskelesine yöneldi.
Ak düşmüş saçlarına, alnı genişçe, yüzünde hüzün izleri, kalın çerçeveli
gözlüğün ardında ışıltılı bakış, orta boyda…
Hemen her gün Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçer.
Yayınevi ikinci adresi dense yeridir.
Yıllar yılı bu böyle.
Yazdığı eserlerde cümle cümle baharı duyurdu.
Güle çağırdı insanlığı.
Yaşadığımız meseleleri sınır taşlarını aşan bir bakış ile yorumladı.
Yol gösterdi bir ömür.
Başımıza gelen sıkıntıların, yıkımların nedenleri, niçinleri üzerinde durdu.
Bu ülkede bütün çabası köklü, derin bir tefekkürün oluşması için.
Umudu yoldaş bilip yürüdü.
Ardında siyah dumanlar bırakan vapur Kadıköy iskelesine doğru ağır ağır
yaklaşıyor.
Deniz sakin bugün.
Küçük işyerleri iskeleye yakın sıralanmış.
Denize nazır çay ocaklarında gazete-dergi okuyanlar, sohbet edenler göze
çarpıyor.
İlkbahar günleri…
Rıhtımda bekleyen kalabalık vapurun iskeleye yanaşmasıyla birlikte
hareketlendi.
Vapurdaki yolcular indikten sonra bekleyenlere yol verildi.
Martılar uçuşuyor.
Yiyecek aramaktan yorgun gibiler.
Denize teğet geçişleri bir balık için.
Kıyıya vurmuş pet şişeler, gazeteler, poşetler…
Vapur büyük bir gürültüyle hareket edip karşı kıyıya yöneldi.
Denizi yara yara yol almakta.
Çevresi köpükler içinde şimdi.
Arada gezinenler var.
Güvertede yer bulan sevinir elbet.
-Çaylar sıcak, tavşan kanı çaylar !
-Var mı simit isteyen ?
Vapur içi bir âlem; insan sıcaklığı taşır.
Pencereye yakın bir koltuğa yavaşça oturdu.
Çantasını dizinin üzerine aldı.
Denize bakıyor.
Nazlı dalgaların seyrinde geçmiş günlere gidiyor.
Bu kaçıncı bahar ?
Hatıralar sökün etmekte şimdi.
Çocukluğu, gençlik günleri, üniversite yılları, mesleğe geçişi, dostları, dergi yayımlama çabası, yaşanan sıkıntılar, yazılan kitaplar…
Eminönü iskelesine yanaştı vapur.
Oturduğu yerden kalkıp denize bir daha baktı.
Sonra çıkışa doğru yürüdü.
Çoğalıyor gürültü.
Bab-ı Âli yokuşuna yöneldi.
Memleketin nabzı bir zamanlar burada atardı.
Kimler geldi, kimler geçti ?
Kağıt ve mürekkep kokardı buralar.
Şehrin yaşadığı değişimleri düşündü bir ân.
Soluklanıp yürümeye devam etti.
Adımları bir kararlılığın ifadesiydi.
İman ile aşk ile sabır ile yürüyüş.
Diriliş aydınlığında…