23/1/2007
DOĞUNUN YEDİNCİ OĞLU: SEZAİ KARAKOÇ
Yazar: Yasin Ramazan
Bir pınardan geliyordun, susuzluğunu gidermiş, kanmıştın…O’nunla ilk tanıştığında gençtin, delikanlılığın daha adını biliyordun sadece. Bir de O’nu biliyordun. Çıkıp karşısına bir gün dedin ki: Ben senin istediğin gencim işte, ne dileğin varsa benden iste.
Gençlik…İşte Üstad’ın da aradığı buydu zaten. Seni fikirleriyle besledi önce beslenince de elinden tuttu, “oku!” dedi Cebrail edasıyla, okudun. Sonra “yaz!” dedi, ellerinin titremesi senin ufuk olduğunun göstergesiydi. Üstad için bir şafaktın sanki; sonra diğerleri geldi.
Bir gün ki 83 yılının mayısıydı, ayrıldı usta çırağının yanından, bütün atölye sana emanet, gençliği bundan sonra sen yoğuracaksın diye. Bir başına hissettin mi kendini bilmem, ama güçlü hissettiğin kesin. Azmin bana öyle söylüyor çünkü.
Evladı kabul etmişti seni Doğu ve sen Doğu’nun yedinci oğluydun. Gitsen bile kendin gibi ölecektin ve mezarın da batıda da olsa sen doğulu kalacaktın …
Sana dair kitaplar yazıyorlar bakıyorum da, yazılarını tahlil, şiirlerini tasvir ediyorlar. Anlatmak mümkün mü, Diriliş fakültesinin derslerini bir kitapla? Okumak lazım değil mi, “Mona Rosa” ağlamaz mı yoksa? Sütunlardan yükselirken “diriliş” sesleri, sen Hızırla Kırk Saat yaşıyordun. Gündönümlerine vurulmuştun ve sen İsrafil olmuş, ikinci kez sûra üflüyordun…
Doğu; tarihti, şuurdu, öz benliğimizdi diriliş zamanında. Onu kaybedersek kendimizi kaybederdik, öyle söylemiştin. Önce ruhun, sonra imanın sonra ümmetin dirilişini gösterdin. Sen dirilişin kaynağından su içmiştin çünkü, kaynak sırrını söylemişti kulağına, biz ne kadar kulak asmasak da.
kaynak: Damla Dergisi- 5. sayı