23/1/2007
‘Kenara Çekilmek’: W. Andrews’ün Türk Şiirini
Yazar: Hilmi Yavuz
Prof. Dr. Walter G. Andrews’ün makalesini özetlemeye devam ediyorum. Prof. Andrews, makalesinde ele aldığı üç şairden biri olan Sezai Karakoç için, ‘Osmanlı kültürünün özü[nün] ve sanatın en yüce amacı[nın] bir metafizik merkezin dilegetirilmesi’ olduğu kanısındadır.
Karakoç’un ‘Fizikötesi ve Sanatçı’ başlıklı bir denemesinde kullandığı ‘Hakikat Medeniyeti’ kavramına atıfta bulunarak bu kavramın ‘merkezleşmiş (centered) anlamlandıran rejim’i çağrıştıran güçlü ve pozitif bir imge’ olduğunu belirtiyor; Osmanlı edebiyatının cinsellik, sarhoşluk, anlamsızlık gibi ögelerinin, manevi [dini, H.Y.] bir yorumu öneçıkarma adına gözardı edil[diğini]’; Osmanlı’nın ‘ebedi, sahih ve özsel’ bir temel üzerinden, Türkiye’nin bugününün ‘köksüzlüğü’ne (rootlesness) karşı, Sezai Karakoç tarafından bir panzehir olarak sunulduğunu bildiriyor. Bunun dışında Prof. Andrews’e göre, Sezai Karakoç şiirinde, ‘Türk modernitesi anlatısında ‘öteki’ni [Osmanlı’yı H.Y.] tanımlayan ne varsa [zorbalık, kandökücülük, boyun eğdirme], arızi, önemsiz ve son kertede ihmal edilebilir şeyler olarak bir kenara bırakılmakta ve ‘bu sürecin bir parçası olarak bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’ni, ‘geçmişin metafizik kararlılığını ve geçmişin vaadini gösteren sayısız işaretlerle dolu bir mekan olarak yeniden-tahayyül etmektedir.’ Bu tahayyüle örnek olarak da Prof. Andrews, Karakoç’un ‘İstanbul’un Hazan Gazeli’ başlıklı şiirini veriyor.
‘Osmanlı-oluş’ (!becoming-Ottoman’), Prof. Andrews’e göre, öteki
şairler (mesela, Attila İlhan) için Osmanlı sanatının ve genelde
Osmanlı toplumunun metafizik merkezliliği, Osmanlı despotizminin
uygulamalarından ayrı düşünülemez. Attila İlhan için Osmanlı’nın şiiri
ve müziği, metafizik yorumu sevgili dostların, müziğin, sohbetin… ve
bütün bunların altında yatan o ele avuca sığmaz erotizmin belirlediği
hayatla gözardı eden bir duruşla, minarelerin ve camilerin ürettiği
nostaljiden çok daha fazlasını üretir. Attila İlhan, (Sezai Karakoç’un
yaptığı gibi H.Y.) ‘despotik geçmişin manevi temellerini yeniden
canlandırmak suretiyle bugünün despotizminin ağırlığını hafifletmek
yerine, geçmişin despotik rejiminin zorbalıklarına maruz kalanlarla
dayanışmayı tercih eder. Onun için, Osmanlı geçmişine karşı duyduğu tüm
nostalji biçimleri[…], merkezleşmiş rejimi tahkim için gerekli görülmüş
olan o ağır zorbalıkla ödünlenir.’ -yazı kısaltılmıştır [d.y.]-
kaynak: zaman.com.tr