<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>DİRİLİŞ YAZILARI &gt;&gt; Diriliş Düşüncesine Doğru</title>
        <description>Diriliş, bir medeniyet tasavvurudur. Bu düşünce ve bu düşünce çevresinde Sezai Karakoç hakkında yazılar.</description>
        <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 22:05:37 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>İŞTE &amp;#8220;ÇIKIŞ YOLU&amp;#8221;</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/iste-cikis-yolu_4654130.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/iste-cikis-yolu_4654130.html</guid> 
            <description>&lt;h3&gt;&lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.wordpress.com/2007/01/21/iste-cikis-yolu/&quot;&gt;İŞTE &amp;#8220;ÇIKIŞ&amp;nbsp;YOLU&amp;#8221;&lt;/a&gt;&lt;/h3&gt;

		&lt;p&gt;Yazar: Suavi Kemal Yazgıç&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Diriliş: Modern Türk Şiiri deyince kendine mahsus bir damarı temsil
eden Üstad Sezai Karakoç&amp;#8217;un İslam dünyasının modernizm karşısındaki
ezikliğine ve parçalanmışlığına bir mütefekkir olarak karşı durarak
geliştirdiği ve elli kitapla izah ettiği özgün bir fikir ikliminin adı.
Diriliş: Ait olduğumuz ve Toynbee&amp;#8217;nin deyimiyle durdurulan
medeniyetimizin mensuplarına girdikleri çıkmazların çıkmaz olduğunu
hatırlatan ve yaşadıkları yıkımın ölümcül olmadığını anlatan bir millet
mektebi. Diriliş: Tanzimat&amp;#8217;tan beri önce unuttuğumuz, sonra varlığını
inkâr ettiğimiz öz hazinemizin yerini gösteren özel bir define
haritası. Diriliş: Çıkış yolu. Çıkış yolu: Diriliş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sezai Karakoç: Herkesin &amp;#8216;reelpolitik&amp;#8217;in o muğlak, içeriksiz,
idealsiz, değersiz, ilkesiz sığlığına teslim olduğu, tek çaremizin
batıya esir olmaktan geçtiğini gün geçtikçe daha kuvvetle ve fütursuzca
iddia ettiği yaşadığımız zaman diliminde &amp;#8220;Saadet yolu, büyümede,
gelişmede gizli. Büyüme ve gelişmenin yolu, kendi medeniyetimizi
diriltmede saklı. Bu noktadan hareket ederek, yeni baştan İslam
Medeniyeti&amp;#8217;nin dirilişini temel alarak, bir çıkış noktası bulmalı ve
kısır döngü çemberini kırmalıyız&amp;#8221; diyen bir diriliş eri. Sezai Karakoç:
ABD&amp;#8217;nin İslam Dünyasını Irak&amp;#8217;tan başlayarak yakıp yıkmak için bahane
kolladığı günlerde sırf politik konumunu onaylatma sevdası adına
onaylamak için yarıştığı günlerde &amp;#8220;Bizim alınyazımız Misak-ı Milli
hudutlarıyla sınırlı değildir. Çünkü: bu coğrafya parçası,
milletimizin, memleketimizin, ülkemizin sadece bir parçasıdır. Bu
sınırlar bizi İslâm Âleminden tecrit etmektedir. Batılılar, bizden
kopartılan toprakları da paramparça etmişlerdir. Ve bu yüzdendir ki,
biz Allah&amp;#8217;ın yeryüzün.. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/iste-cikis-yolu_4654130.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 22 Nov 2007 12:33:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Gün Saati</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/gun-saati_4654124.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/gun-saati_4654124.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yazar: Alim Kahraman &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bizim geleneğimizde sohbet vardır. Bu sohbetlerde sözbir merkez
etrafında toplanır. Bunun için sohbet halkalanmayı ifade ettiği kadar,
asıl bu sözün bir merkez etrafında toparlanmasını ifade eder. Bu
sohbetlerde sözün gelişmesi halkayı oluşturanların sorularıyla,
ufak-tefek katılmalarıyla daldan dala geçebilir, tabii seyri içinde
akıp gider. Fakat konular ne kadar çeşitlenmiş görünürse görünsün,
konuları ve dış şartları aşan bir öz bütünlüğü, zemin sağlamlığı
mevcuttur; bu kaybolmaz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sezai Karakoç&amp;#8217;un Gün Saati kitabında böyle bir görünüm ve gelişme
söz konusu. Bu kitaptaki yazıları, yazara çevresinden (toplumdan)
yansıyan bazı etkiler ilham etmekte; bu etkilere göre çeşitlenmekte
konular. Yani günlük yazılar bunlar. Günün ilham ettiği yazılar. Fakat
günlüğün anlamı, ilham etme ve konu çeşitlenmesinde kalıyor ancak.
Sorunları ortaya koyuş ve onlara yaklaşımıyla vesilelerini aşıyor bu
yazılar. Bu şuradan belli: bu yazılardan vesileleri değil, bu aşkın
taraf yansıyore bugün. Kitap, 1983&amp;#8242;te günlük Diriliş&amp;#8217;lerde yayınlanmış
yazıların toplamından meydana geliyor.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kaynak: Yedi İklim, sayı:1 &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/gun-saati_4654124.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 22 Nov 2007 12:32:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yeryüzünün yaşayan en büyük şairi</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/yeryuzunun-yasayan-en-buyuk-sairi_4594515.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/yeryuzunun-yasayan-en-buyuk-sairi_4594515.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yazar: Salih Tuna&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sanatçı, mütefekkir Akif Ak&amp;#8217;ın son derece sıcak ve mükellef iftarında dostlarla buluştuktan sonra, &amp;#8220;Amasya Mektupları&amp;#8221;nın şairi Cafer Turaç ile birlikte oradan ayrıldık.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kadir gecesiydi ve biz yeryüzünün yaşayan en büyük şairi Sezai Karakoç&amp;#8217;u ziyaret etmek için yola çıkmıştık.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ne mutlu bize ki, &amp;#8220;Bu Şehr-i&amp;#8217;Stanbul&amp;#8221;da bir bilge adam yaşıyordu&amp;#8230;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ve ne mutlu bize ki, bu bilge adamı, Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı Sayın Sezai Karakoç&amp;#8217;u, Fındıkzade&amp;#8217;deki İstanbul İl Merkezi&amp;#8217;nde ziyaret ettik.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu vesileyle, Sayın Karakoç&amp;#8217;un yaptığı konuşmaları, Yüce Diriliş Partisi&amp;#8217;nin internet sitesinden (www.yucediriliş.org) cumartesi günleri online, diğer günler banttan izlemenin mümkün olduğunu büyük bir sevinçle öğrendik.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sayın Sezai Karakoç&amp;#8217;un, mezkur yerde, 6 Ekim&amp;#8217;de yaptığı konuşmayı eve döndükten sonra internet üzerinden takip etme fırsatım oldu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Konuşmayı büyük bir heyecanla izledim&amp;#8230;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sayın Karakoç, coğrafya ve tarih özelliğine vurgu yaparak devletin yeniden tarif edilmesinin gerektiğini ifade buyurduktan sonra: &amp;#8220;Bu millet niçin yaşıyor? Bu millet kendince inandığı idealleri yaşatmak için yaşıyor&amp;#8230;&amp;#8221; diyordu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu konuşmadan fragman niyetine birkaç &amp;#8216;pasaj&amp;#8217; aktarmak isterdim ama bütünü hakkında yeterli bilgi vereceğini düşünmediğim için vazgeçtim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Rejim bunalımlarını tarihi arkaplanlarıyla ele alarak anayasa çalışmalarına değinen ve Kürt sorununun kökenine dair çok önemli açıklamalar yapan Say.. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/yeryuzunun-yasayan-en-buyuk-sairi_4594515.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 14 Nov 2007 02:47:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dünyayı Fethetmemiz Gerekiyor</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/dunyayi-fethetmemiz-gerekiyor_4442181.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/dunyayi-fethetmemiz-gerekiyor_4442181.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yazar: Hakan Albayrak&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dünyayı fethetmemiz gerekiyor. İşgalden bahsetmiyorum, açmaktan bahsediyorum. İslâm&amp;#8217;a, İslâm medeniyetine açmalıyız dünyayı. Alimlerimiz, filozoflarımız, münevverlerimiz taarruza geçmeli. Dervişlerimiz taarruza geçmeli. Şairlerimiz, yazarlarımız taarruza geçmeli.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Müzisyenlerimiz, sinemacılarımız, televizyoncularımız taarruza geçmeli. Dünya halklarına medeniyet diye yutturulan Frenk barbarlığını, vahşi kapitalizmi ve emperyalizmi alt etmek, insanlıkla güneşin arasına çekilen perdeyi kaldırmak için seferber olmalıyız. Topyekün taarruz! Topyekün taarruz! Topyekün taarruz!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kamusal gündemimizin birinci maddesi (ve ikinci maddesi ve üçüncü maddesi&amp;#8230;) İslâm medeniyetini canlandırmak olmalı, Nizam-ı Alem olmalı. Sevr&amp;#8217;e takılıp kalmak bize yakışmıyor. Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bölünmesi tehlikesini vurgulaya vurgulaya bölünme ihtimalini içselleştiriyoruz. Halbuki ruhlarımız, yüreklerimiz ve beyinlerimiz bu sınırlardan taşıp dünyanın öbür ucuna kadar akmalı. İçimizden bir grup, Kafkasya ve Orta Asya&amp;#8217;yla entegrasyonun zeminini oluşturmalı. Bir grup, Balkan Müslümanlarıyla entegrasyonun&amp;#8230; Bir grup, Ortadoğu&amp;#8217;yla entegrasyonun&amp;#8230; Sonra, Afrika&amp;#8217;yla, Güney Amerika&amp;#8217;yla sağlam bağlar kuran gruplarımız olmalı. Ama meselemiz sadece entegrasyon, yani cepheyi genişletmek, yani kendimizi sağlama almak değil. Meselemiz, dünyaya ışık saçmak.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;#8220;Bir Huntington, bir Fukuyama&amp;#8230;&amp;#8221; diye konuşarak, Batı&amp;#8217;nın felsefi iflasından başka bir şey ifade etmeyen fikir müsveddesi karın ağrılarını göklere çıkarırken İslâm dünyasının geçmişteki ve günümüzdeki muazzam fikir birkimini aşağılamaya cüret eden bedbahtların veyahut bedhahtların propagandalarına aldanmayalım; kurtuluş formülü bizdedir ve başka da hiçkimsede değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir kazayı sağ salim atlattığımız zaman ne deriz? &amp;#8220;Verilmiş sadakamız varmış.&amp;#8221; Yani biz, ke.. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/dunyayi-fethetmemiz-gerekiyor_4442181.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 26 Oct 2007 02:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Diriliş Yazılarından Açıklama</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/dirilis-yazilarindan-aciklama_2968496.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/dirilis-yazilarindan-aciklama_2968496.html</guid> 
            <description>Diriliş Yazıları'nın Tüm Arşiv Çalışmlarını içeren daha geniş kapsamlı sitesi için:&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.wordpress.com&quot;&gt;www.dirilisyazilari.wordpress.com &lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/dirilis-yazilarindan-aciklama_2968496.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 16 May 2007 23:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yeni Bir Dünya</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/yeni-bir-dunya_1792586.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/yeni-bir-dunya_1792586.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&amp;lt;Hakan Albayrak ile Röportaj&amp;gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;- Bildiğiniz gibi, özellikle Amerika&amp;#8217;nın son Irak harekatı
da göz önüne alındığında dünya dengeleri ve haritaları değişmekte. Bu
süreçte Türkiye&amp;#8217;nin etkileneceği koşullar hakkında öngörülerinizi
alabilir miyiz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
- Sezai Karakoç, 40 yıldır, İslâm ülkelerinin başkalarınca yutulmamak
için birleşerek büyümeleri gerektiğini söylüyor. Türkiye bu sese kulak
vermeli. Bütün Asya, bütün Afrika bu sese kulak vermeli. Bıçak kemiğe
dayandı. Dün Afganistan, bugün Irak, yarın Suriye, öbür gün
İran&amp;#8230;İstediği kadar frak giysin, Batı medeniyetine bağlılık yemini
etsin, sıra Türkiye&amp;#8217;ye de gelecek. Küresel meydan okumaların üstesinden
gelmek istiyorsak, birlik bayrağını yükseltmeliyiz. Komşularımız Suriye
ve İran&amp;#8217;dan başlayarak, İsrail hariç bütün Ortadoğu devletleri ve
bilahare bütün Asya ve Afrika ile kucaklaşmalıyız. Öyle ki, can-ciğer
kuzu sarması olmalıyız. Yapılacak ilk iş, bunun psikolojik altyapısını
oluşturmaktır. Günde yüz kere, bin kere, bir milyon kere Asya ve Afrika
dememiz lazım. Ciğer sahibi yazarlarımız, siyasetçilerimiz mütemadiyen
Asya&amp;#8217;dan, Afrika&amp;#8217;dan bahsetmeliler. Malcolm X, aşağılık kompleksinden
geberen Afro-Amerikalıları &amp;#8220;Siyah güzeldir&amp;#8221;? diye diye canlandırmıştı.
Biz de Asya ve Afrika&amp;#8217;dan nefret ettirilerek Batı&amp;#8217;nın kölesi haline
getirilen insanlarımızı &amp;#8220;Asya güzeldir&amp;#8221;?, &amp;#8220;Afrika güzeldir&amp;#8221;? diye diye
rehabilite etmeliyiz. Diyeceksiniz ki Asya ve Afrika&amp;#8217;da diktatörlükler
var, iç savaşlar var, ölüm var. Evet var. Çünkü Asya ve Afrika&amp;#8217;da hâlâ
umut var. Müstekbirleri korkutan bir umuttan bahsediyorum: Yeni bir
dünyanın kurulabileceği umudu. Batılı bir filozof, &amp;#8220;Batı&amp;#8217;da askeri
darbe olmaz, çünkü Batı&amp;#8217;da bastırılacak umutlar kalmadı&amp;#8221;? gibi bir laf
etmişti. Çok doğru. ZDF (Alman devlet televizyonunun ikinci kanalı).. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/yeni-bir-dunya_1792586.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 24 Jan 2007 11:09:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sezai Karakoç&amp;#8217;a verilen Kültür bakanlığı Ödülü Üzerine</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/sezai-karakoc-a-verilen-kultur-bakanligi-odulu-uzerine_1792578.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/sezai-karakoc-a-verilen-kultur-bakanligi-odulu-uzerine_1792578.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yazar: Mahmut Balcı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir Kitap Kurdu olan Kültür Bakanı Atilla Koç&amp;#8217;un öncülük yaptığı
Sezai Karakoç&amp;#8217;a verilen büyük &amp;#8220;Kültür Sanat Ödülü&amp;#8221;nü samimi bir girişim
olarak görüyorum. Ancak ödülle birlikte onunla ilgili yazılan bazı
yazılarda ve kimi konuşmalarda samimiyetsizlikler de görüyorum.
Bazıları sanki Sezai Karakoç üzerinden bizzat kendine meşruiyet alanı
açmaya çalışmakta.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Onu anlamak, onun görüşlerini, onun mütevazılığını, yaşadığı
sorunları da paylaşmayı gerektirir. Gerçi o, hak etmediği bu tür
imkanlara iltifat etmez. Ancak başkalarına fazilet dersi veren,
çocukları için hiçbir fedakarlıktankaçınmayan , kazandıklarını lüks
yerlerde tüketen günümüzün israfçı Müslümanlarının onun bir iki
kitabına dahi sahip olmamalarını ise yadırgamaktayım. Fakat, onun
sadece Monaroza şiirini ezberleyenlerin kendileri, eş ve çocukları
makam araçlarıyla gösterişli bir şekilde yolculuk yapmakta. Dini
hassasiyeti olmayanların onu Monaroza ile tanımalarını anlarım, ancak
dindar çevrelerin de aynı yanlışlığa düşmeleri affedilecek bir hata
olamaz. Karakoç&amp;#8217;un fikirleriyle büyüyen bir çok siyasetçinin ve yerel
yöneticinin bir çok lüzumsuz kitaba ve işe para harcamak, etkinlik
yapmak yerine, onun kitaplarını alıp ücretsiz dağıtmak, Sezai Karakoç&amp;#8217;u
ve benzeri isimleri anlama programı düzenlemeyi vs aklediyorlar mı
merak ediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yukarıda belirttiğim gibi Kültür Bakanlığı&amp;#8217;nın Sezai Karakoç&amp;#8217;a ödül
vermesi çok anlamlı olmuştur. Ancak bu ödülden birkaç ay önce Necip
Fazıl gibi bir şairin yaşadığı evin, onun şiirlerini ezbere bilenlerin
çoğunlukta olduğu bir partinin iktidarı döneminde yıkılmasını ise
hatırlatmak zorundayım.&lt;br&gt;
Belki herkes gibi evden yayınevine akbil kullanarak gitmekten; tramvay
beklerken kalabalıklar içinde ezilmekten rahatsız değildir. Ancak bizim
bu tür durumlardan, kendi zaaflarımızdan ötürü sıkılmamız gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sezai Kara.. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/sezai-karakoc-a-verilen-kultur-bakanligi-odulu-uzerine_1792578.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 24 Jan 2007 11:08:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Çağın Ufkunda Duran Adam</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/cagin-ufkunda-duran-adam_1792559.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/cagin-ufkunda-duran-adam_1792559.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yazar: Yunus Nadir Eraslan&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;#8220;Sanat,
şüphesiz insanın geçimini ve üremesini sağlayan faaliyetlerin üstünde,
gaye olmaya daha yakın bir mahiyet taşımaktadır. Ama Tanrının sanatı
önünde insan sanatı fazladan olarak bir şey getirecek değildir. İnsan
bizzat kendisi Tanrının eşsiz sanatından bir örnektir. İnsan sanatı
tanrının sanatının gönüle vuran yankılarından doğmakta, onun tükenmez
kaynağından beslenmektedir. Tanrının sanatına ermeyen insan veya
sanatçının kalıcı bir sanat eseri bırakmasına imkân yoktur. İçinde
bulunduğu büyük sanattan habersiz bir sanatçı, kör mimar ve sağır
musikişinas imajından da çok yoksun bir imajdır. Çünkü kör mimarın iç
gözü görebilir, sağır musikişinasın ruh kulağı duyabilir, ama Tanrının
her an mucizelerle dipdiri kaynaşan sanatını duymayan gönülden en ufak
bir sanat kıpırtısı beklenemez. Gerçek sanat, Tanrının sanatına
götürecektir. Bu bakımdan insanın yaratılış sırrına yakın bir soydan
meydana gelmiştir, ama sanatın özündeki ilahi hayranlık duygusu veya
sanat duygularındaki arılık derecesi yüzde yüz değildir. Tanrıya
doğrudan doğruya yönelememektedir her zaman sanat duygusu. Kimi zaman
da Tanrının eserlerine olan hayranlık, O&amp;#8217;na olan sonsuz aşka bir engel
olmaktadır. İnsan eşyaya takılmakta ve asıl hedeften geri kalmaktadır.
Bu bakımdan sanatı saf bir ab-ı hayat kabul etmek mümkün değildir.
Belki sanat bulanık bir ab-ı hayattır. Marifet de o bulanıklık içinden
saf olanı ayırabilmekte.&amp;#8221;&lt;a href=&quot;http://www.dergibi.com/elestiri/ayrinti.asp?id=32#_edn1&quot; name=&quot;_ednref1&quot;&gt;[1]</description>
            <pubDate>Wed, 24 Jan 2007 11:06:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Samanyolunda Ziyafet</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/samanyolunda-ziyafet_1792553.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/samanyolunda-ziyafet_1792553.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yazar: Vedat Aydın&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her sene olduğu gibi bu sene de güzel kanatlarını çırparak geldi
Ramazan. Yeryüzünde yaşayan bizlerin, kirlenen, arızalanan, dibe vuran
ne kadar ameli varsa temizlemek, arındırmak için geldi. Taşlaşan
kalplerimizi merhamet yağmuruyla yumuşatmak için geldi. Bir adım önünü
göremeyerek kör olan gözlerimize ışık saçmak için geldi. Gıybet ederek
kirlenen dillerimizi zemzemle yıkamak için geldi.&lt;br&gt;
Kapımızın eşiğinden adım atarak içeri girdi, hanemize bereket geldi.
Konukların en azizi, başımızın tacı olarak başköşeye oturdu. Gökte
açılan sofradan serdi orta yere. Kelam-ı Kadim&amp;#8217;in huzur veren iklimiyle
kalbimiz itminana erdi. Gözlerimizin nuru çoğaldı. Daha merhametli
bakar olduk çevremize. Kardeşlik hukuku tekrar tahakkuk etti.
Dillerimiz zikirle güzelleşti. Yalan, gıybet, dedikodu hızla uzaklaştı
yanı başımızdan. Nazenin bir bakışla gönlümüzü fethetti.&lt;br&gt;
Bu sene de Ramazan ayına kavuşmayı nasip eden Allah&amp;#8217;a sonsuz hamd
olsun. Gereği gibi şükrümüzü yapmadığımız halde bize ne kadar da
güzellikler ihsan ediyor. Düşünün bir kere; gazap değil, rahmet
indiriyor katından. Ateş değil, nur saçıyor melekleri eliyle üzerimize.
Her türlü isyanımıza rağmen, Gaffar sıfatıyla günahlarımızı affediyor.
Orucu bize gönderiyor ki, azgınlaşan nefsimiz dizginlensin. Şeytani
eğilimlerimiz yerini insani yüceliklere terk etsin. Secdeye mıhlanan
alnımızla &amp;#8220;Subhanallah&amp;#8221; diyerek derin bir hayret, &amp;#8220;elhamdullillah&amp;#8221;
diyerek de gönülden şükrümüzü eda edelim.&lt;br&gt;
Oruçla gelen güzelliği üstad Sezai Karakoç, o doyumsuz kitabı
&amp;#8220;Samanyolunda Ziyafet&amp;#8221;te o kadar güzel anlatıyor ki, insan elinden
bırakmak istemiyor. Diriliş yayınları arasından yeni baskısı çıkan
kitabı Ramazan boyunca okumak ne kadar da güzel olur! İşte bu müstesna
kitaptan bazı satırlar:&lt;br&gt;
&amp;#8220;Oruç, öyle bir ruh kalıbıdır ki, her gün, ortalığın ilk ağardığı
vakitten ilk karardığı vakte k.. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/samanyolunda-ziyafet_1792553.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 24 Jan 2007 11:05:01 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Üstad Sezai Karakoç</title>
            <link>http://dirilisyazilari.blogcu.com/ustad-sezai-karakoc_1792547.html</link>
            <guid>http://dirilisyazilari.blogcu.com/ustad-sezai-karakoc_1792547.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yazar: Mehmet Nuri Yardım&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O çölleri geçen, dağları aşan, gönüllere düşen bir
ideal adamıdır. Sevdası uğruna ömür tüketen, kalemini hep açık tutan,
düşüncesi için kelimelere tutunan bir söz sultanıdır. Yıllardır ilmek
ilmek Anadolu kilimini dokuyan bir sanatkârdır&amp;#8230; Çağını sorgulayan bir
aydın, mazi ile gelecek arasında köprü olan bir mütefekkir, kâinat
kitabını toplumuna okuyan bir şairdir&amp;#8230;&lt;br&gt;
Bir çağın, yeryüzündeki mazlum milletlerin vicdanı olmak isteyen bir
münevverdir&amp;#8230; Hoyrat ellere karşı gül bahçesinde nâdide çiçekler
yetiştiren bir bahçevan&amp;#8230; Çorak iklimlerde susuz kalanlara nur
şerbetiyle dolu tası uzatan bir gönül sakası&amp;#8230; Şiiri de nesri de
yücelerdeki mukaddes dâvâsını anlatmak için birer merdiven&amp;#8230;&lt;br&gt;
Diriliş düşüncesinin sanatkâr öncüsü üstad Sezai Karakoç, nesilleri
etkileyen, ardından sanatkârlar kafilesi yürüten Türk edebiyatının son
yarım yüzyılındaki çok önemli bir sanat öncüsü ve kılavuz kişisidir. O,
şair olarak öne çıkışı kadar, fikir adamı olarak nesillerin elinden
tutuşu, onları yetiştirmesi, beslemesi ve yönlendirmesiyle de çok
değerlidir.&lt;br&gt;
Sezai Karakoç, 1933&amp;#8242;te Diyarbakır Ergani&amp;#8217;de doğdu. İlk öğrenimini
Ergani&amp;#8217;de, orta tahsilini ise 1950&amp;#8217;de Kahramanmaraş ve Gaziantep&amp;#8217;te
tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi&amp;#8217;ni
bitirdikten sonra Maliye Bakanlığı, Mülkiye Müfettiş muavinliği,
Gelirler Genel Müdürlüğü Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu. 1965
yılında görevinden ayrılarak Babıâli&amp;#8217;de Sabah gazetesinde fıkra
yazarlığı yaptı. 1967 ve 68 yıllarındaki yazarlığı sırasında edebî
çalışmalara da yöneldi. 1960&amp;#8242;ta kurduğu Diriliş dergisini aralıklarla
uzun yıllar çıkardı. 1975&amp;#8242;te Diriliş Yayınevi&amp;#8217;ni kurarak kitaplarını
yayınlamaya başladı. 1990&amp;#8242;da kurduğu ve Genel Başkanlığını yaptığı
Diriliş Partisi, 1997&amp;#8242;de kapandı.&lt;br&gt;
Pekçok eseri bulun.. ( &lt;a href=&quot;http://dirilisyazilari.blogcu.com/ustad-sezai-karakoc_1792547.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 24 Jan 2007 11:05:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://dirilisyazilari.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>