« Önceki | Sonraki »

23/1/2007

`Şair ve şiir ölmemiştir`

Yazar: İhsan Deniz

Hece dergisinin çıkardığı (Ocak 2003) `Bir Uygarlık Tasarımı Olarak: Diriliş` adlı beşinci özel sayısının `Soruşturma` bölümüne bir yazıyla katkıda bulunma aşamasında, Sezai Karakoç`un yeniden göz gezdirdiğim eserlerinden biri de `Edebiyat Yazıları I` (İst. 1982) başlıklı poetik görüşler içeren kitaptı. Son yıllarda zaman zaman alevlenen `Şiir çıkmazda (mı?)`; `Türk şiiri ölüyor (mu?)`; `Şiirimiz tıkandı (mı?)` vbg. tartışmaların bir tarafını oluşturan `kötümser ve yok sayıcı` anlayış sahiplerine karşı seslendirilebilecek cevaplardan biri olması hasebiyle, söz konusu kitabın `Diriliş Çağında Şair ve Şiir` adlı beş bölümden oluşan değerlendirmenin ilk kısmını, bu hafta burada alıntılamayı uygun buldum. Esasen, hemen her dönemde, üzerinde kıyametler koparılan `yapay` bir `mesele`dir bu husus. Açıkçası, `Milat benim ve benim şiirimdir!` ve dolayısıyla `Benden sonrası tufan!` anlayışına dört elle sarılanların ve/ya onların şakşakçıları olan cüce şairlerin tipik öncüllerinden, varsayımlarından, düğüm noktalarından da biridir aynı zamanda. Şiir ölür mü? Türk şiiri öldü mü; ölür mü? Günümüz şiiri çıkmazda mı? Sahih şiirin önü tıkanabilir mi? Elbette, hayır! Buyurun, bir de Sezai Karakoç cephesinden meseleye yaklaşalım; bakalım bu hususta ne diyor Üstad: `Şairin ve şiirin ölümünü kutlayanlar, boşuna sevinmesin ve gökyüzüne sevinç çığlıkları fırlatmasın. Şair ve şiir ölmemiştir ve kıyamete kadar ölecek değildir. Ne, onu, görüntüye öncelik veren teknik, ne de alt-insan doktrinlerinin, soy duyarlığı öldüren yalancı zaferleri yok edebilir. Şiir ve şair ölmeyecektir. Çünkü: insan ölmeyecektir. Çünkü: hakikat ölmeyecektir. Çünkü: şiir, hakikatin, yüzülebilecek bir derisi değil, çıkarıldığında, insan hakikatinin hayattan yoksun kalacağı kalbidir. Şiir, hakikatin, doğa ve tarih içinde atan nabzı, çarpan yüreğidir. Hakikatsa, hep öldü sanıldığı anda, belki de en umulmayacak noktadan yükselecek insanlık sesi, insan sesidir. Tanrının güçlendirdiği ses, ruh-ül kudüsle güçlendirdiği sestir. Vahiy, top içinin yivli yuvarlaklığını andıran gelecek zaman çağlarında çınlarken, şiir dünyasını hep ışıldatacak, hep aydınlatacak ve parlatacaktır. Yazı ortadan kalksa da, geçmişte olduğu gibi, şiir bu kez, yeniden sözlerle, söz halindeki kelimelerle, kişileşecektir, kimliklenecektir. Ükkaz panayırında olduğu gibi, ekranlarda da şairin yüzü karşımıza çıkacaktır. Uygarlık yaşadıkça şiir de yaşayacaktır. Uygarlıksa bir gün mutlaka yeniden dirilişini yapacaktır. Belki onun ölüm sularına erdiği günler olur, -bugün olduğu gibi-; belki artık dirilmemecesine öldü sanılır, -yarın olabileceği gibi-; ama, Tanrı`nın vaat ettiği güne kadar, muştu kesilmez. Ve her dağdan, bir pınar ansızın fışkırır. Bu diriliş pınarıdır. Ve şiir pınarıdır.`

kaynak: yenisafak.com.tr

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Arkadaşına Gönder!