« Önceki | Sonraki »

23/1/2007

Sezai Karakoç: Bir Hakkın Teslimi

Yazar: Fehmi Koru

‘Ödül’ dediğin nedir ki? Para… Plâket… Tören… İsminin daha geniş kalabalıklar tarafından duyulması… Başka? Belki o güne kadar ilgilenmeyenlerden görülecek ilgi… Başka ödüllerin de ilk ödülü tâkibi belki… Peki, ya ödüle lâyık görülen, paraya-pula ‘eyvallah’ demeyen, plâket koyacak yeri bulunmayan, törenler ve kalabalıklardan uzak yaşayan, ilgiye ve ödüle ters bakan biri ise?

Bugünün ‘maddeci’ dünyasında, paraya-pula ‘eyvallah’ demeyen, övgülere ters bakan, kalabalıklardan ve ilgiden uzak duran ‘ödüle lâyık biri’nin varlığından kuşku duyanlar çıkabilir; çıkmasınlar: Kültür Bakanlığı’nın, geleneksel hale getirdiği ‘Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü bu yıl verdiği Sezai Karakoç öyle biri… Yıllarca, hep kendi kozasını ördü Sezai Karakoç, hep verimli, üretken ve seviyeli oldu, ancak bir gün bile kalabalıkları hesapları içine katmadı.

Olağanüstü sanatçı duyarlılığına sahip birinden söz ediyoruz. Şiirde ‘zirve’ olduğunu kimse sorgulamıyor; ancak kendisini şiirle sınırlamadığı, öykü, roman, tiyatro, eleştiri, deneme gibi edebiyatın diğer dallarında da tekrar tekrar okunacak eserler verdiği biliniyor. Araştırma ve incelemeleriyle çevirileri de var. Bir ara günlük gazete yazıları da yazdı Sezai Karakoç; o yazılardan oluşan kitaplarını açın ve bugünlerde okuyun, değişen zamana meydan okuyacak terütâzelikte durduklarını göreceksiniz.

Diriliş dergisi… Dergicilikle meşgul olanlar bilir: Yazarları, çizerleri, çevirmenleri, sayfa düzenini yapanları ve yayına hazırlayıcılarıyla bir kadro işidir dergi; yayın sonrası dergiyi okura duyurma ve ulaştırma meşakkatini üstlenenleri de unutmamak gerekiyor… Bu yüzden, edebiyat ve fikir tarihimizde, dergiler, genellikle birden fazla kişinin ismiyle anılır. Sezai Karakoç’un dönem dönem çıkardığı ‘Diriliş’ dergisinde de başkalarının yazıları, çevirileri yer almıştır elbette, herhalde teknik açıdan katkıda bulunanlar da olmuştur dergiye; ancak her satırına fikir ve estetik olarak Sezai Karakoç damgasını vurmuştur… Bir fikir adamıyla bir derginin tek bir bütün sayılması gereken ender bir ilişkidir ‘Diriliş-Sezai Karakoç’ birlikteliği…

Fikir adamı her ülkede vardır da, özellikle bizim ülkemizde, çilesini çekmeye, bedelini ödemeye hazır ‘fikir adamı’ pek azdır. Sezai Karakoç yargılanmış, hapis cezasına çarptırılmış, fikirlerinin bedelini ödemek zorunda bıraktırılmıştır. Kendi neslimin yazarları için şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim: Fikrî olgunluğa erişmemizde payı bulunanlar arasında en müstesna mevki Sezai Karakoç’a aittir…

Kalabalıklardan onun kadar kaçan, kamera ve mikrofonlara düşman, övgüyü elinin tersiyle iten birinin siyasetle ilgilenmesini kim bekler? Sezai Karakoç, bir ara, kalabalıkların önüne çıkıp hitap etmeyi ve fikrî selâbetine güvenenleri uyarmayı görev bilmiş, bunu sağlayacak bir araç olarak parti de kurmuştur: Diriliş Partisi… Diriliş’in sanat, edebiyat ve fikirden öte bir şey, bir aksiyon hali olduğunu, ‘Diriliş erleri’ diye tanımladığı sevenlerine daha başka nasıl anlatabilirdi?

Taşın değerini mücevherci anlar; altının kaç karat olduğunu kuyumcudan öğreniriz. Türk Edebiyatı’nda, 1950 sonrasında kalıcı iz bırakanların kimler olduğu edebiyat eleştirmenleri arasında ihtilâf konusudur da, hemen her eleştirmenin ‘şâirliğini’ kabulde hiç tereddüt yaşamadığı isimlerin başında gelir Sezai Karakoç. Denemeleri ve düzyazıları da, fikrin hakikisini takdir edebileceklerin başvurduğu bir pınar gibidir.

Ödülün kendisi Sezai Karakoç için bir anlam taşımıyor olabilir; ancak yine de Kültür Bakanlığı’nın verdiği ödülle bir hakkın teslim edildiğini söyleyebiliriz. Edebiyat ve sanat zirvesi, fikir ve aksiyon önderi olarak Sezai Karakoç, hayatın her alanında verdiği olağanüstü ürünlerle, kendi hayat çizgisiyle, sanatın hâlisinden, fikrin hakikisinden anlayanların gönlünde kalıcı bir yere çoktandır sahip çünkü.

Sezai Karakoç’un değeri her gün daha fazla bilinecek; bilinmeli de…

kaynak: yenisafak.com.tr

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Arkadaşına Gönder!