23/1/2007
SEZAİ KARAKOÇ BİZE BİR ARMAĞANDIR
Yazar: Hamit Can
Üstad Sezai Karakoç, yaşayan en önemli düşürümüzdür. O kişiliği ve “Diriliş” külliyatını oluşturan ve her biri birer “muştu” olan eserleriyle bize Allah’ın bir armağanıdır. Fizikle metafizik, geçmişle gelecek ona göre bir bütündür. Teoriyle pratik “altın oran”da birbirleriyle uyumludur. Aralarında tam bir tutarlılık sözkonusudur.
Bugüne kadar altmış civarında kitabı yayınlandı. Hatıralar’ı, Sohbetler’i ve dergi yapraklarında kitaplaşmayı bekleyen yazıları hariç. Bunları da dikkate alırsak, Üstad’ın büyük çaptaki bir kitaplığa imza attığını söyleyebiliriz.
Yazmaya erken yaşlarda başladı. Lise öğrencisiyken dönemin ünlü “Büyük Doğu” mecmuasında şiir ve denemeleri yayınlandı. İlk dönemler müstear isimle kaleme alınmış çalışmaları, mecmuanın yönetmeni ve başyazarı Üstad Necip Fazıl Bey’in büyük ilgisi ve takdiriyle karşılandı. Haftalık Diriliş’lerde yayınlanan Hatıralar’ından öğrendiğimiz kadarıyla, bu dönemde Üstad Sezai Karakoç, lise öğrencisidir.
DİRİLİŞ ASLA KOLAYA KAÇMAZ!
Yarım yüzyılı aşkın bir zaman. Az değil. Yaklaşık altmış yıl. Çeşitli dergilerde düşünce ve sanat yazıları ve şiirler. Türü ne olursa olsun, Üstad Sezai Karakoç’un yayınlanan her çalışması, düşünce ve sanat dünyasında büyük takdir ve hayranlıkla karşılanır, geniş yankılar uyandırır. Üstad, 1960′ta kendi dergisini kurar: Diriliş. Hepimizin dergisi… Tam bir okul işlevi görür Diriliş. Nice yazarlar, sanatkârlar yetişir bu okuldan. Önceleri aylık çıkar, sonraları dönem ve şartların gereği onbeşgünde bir, haftada iki gün ve nihayet günlük gazete olarak. Kimi zaman mevcut ortam gereği “iç”ine çekilir. Çekilmek zorunda kalır. Ama kapanışı sadece şeklendir; yeniden çıkacağı anı asla unutmaz. Vakti geldiğinde ay gibi tekrar doğar, parlar, yükselir. “Zor işlerin adamı” olarak asla kolaycılığa, “geçer akça” konulara itibar etmez. Gürül gürül akar, ırmak gibi. Üstad’ın dirilişteki yazıları devşirilme vakti gelen meyveler gibi bir bir kitap olur: İslamın Dirilişi, Diriliş Neslinin Amentüsü, Ruhun Dirilişi. Daha önceleri Sesler, Köpük, Taha’nın Kitabı ve diğerleri… Aydınlanmayı bekleyen yüreklere, ışık içinde ışık gibi gelirler.
İKİ BÜYÜK PENCERE
Evet Diriliş, tam bir okul olur. Üstad, düşünce yazılarıyla okuyucuya geniş bir bakış açısı sunar. “Çıkış yolu” arayan aydınların düşünce ufkunda biri doğuya, öbürü batıya açılan adeta iki pencere açar. Bir taraftan Mevlanalar, Yunuslar, Firdevsiler, Attarlar, Fuzuliler, Nizamiler, Sadiler, Molla Camiler, hâlâ hayatta imişler gibi bir perspektifle yeniden yorumlanır. Öbür taraftan Goethe, Kant, Schopenhauer, Nietzche, Malroux, Rilke, Voltaire, Rousseau, Rimbaud ve diğer batılı filozof ve sanatkârlar kritik edilir. Doğrularıyla-yanlışlarıyla yeniden masaya yatırılır. Üstad, yazıları ve düşünceleriyle öyle bir tavır ortaya koyar ki, bir aydının adeta gözünün önündeki meselelerden başlayarak, doğuyu ve batıyı mutlaka bilmesinin gerektiğinin altını çizer.
HER SES VE RENK, İSLAM MEDENİYETİNİN İZLERİNİ TAŞIR
Diriliş, sizi öyle bir coğrafyayla tanıştırır ki, duyduğunuz her ses, gördüğünüz her renk İslam medeniyetinden izler taşır. Bu medeniyet öz be öz hakikat medeniyetidir. Üstad Sezai Karakoç, O’nun en büyük temsilcisi ve sözcüsüdür.
Diriliş dergisi ve gazetesi, Diriliş düşüncesi ve öğretisinin önemli bir bölümünü oluşturur. Diğer dergiler etrafında kümelenen edebiyat çevrelerinden farklı bir yol ve metod izler. Asla taklit etmez. Aynı dönemlerde kendilerini “İkinci Yeni”ciler olarak tanımlayanlarla hiçbir ilgisi yoktur. Bunu özellikle vurgulamak gerekir. Diriliş, bağımsız ve özgün bir okul, bir ekoldur. Üstad Sezai Karakoç’un düşünürlüğü, büyük bir sanatkâr ve şair olmasına engel değildir. Ancak sadece şairliğine bakılarak değerlendirildiğinde kesin bir yargıya varmak belki yanlış olmaz; ama eksik kalır. Çünkü Diriliş düşüncesi, hayatın salt bir yönünü değil, tümünü muhatap alır. Edebiyat ve felsefeden ekonomiye, siyasetten tarih ve sosyolojiye, bilimden teknolojiye kadar insanı ilgilendiren her konuda sunacağı projeleri vardır.
‘İkinci Yeni’yle alakası yoktu
Üstad düşünce adamıdır. Ama tabii ki çok mükemmel şiirler yazmıştır. Öyle ki, bu mısraları ve hatta kelimeleri nerede duyarsanız sesin Üstad Sezai Karakoç’a ait olduğunu anlarsınız. Kelimeler, şiirinde sıradan kelimeler olmaktan çıkar. Sinelerinden pınarlar fışkırır. Kimi zaman ateştendirler. Kimi zaman gönülden gönüle akan ırmak gibidirler.
Diriliş, bütün olarak bakıldığında fizikötesinden başlayarak metafiziği de kucaklayan eşsiz bir şiir gibidir. Bir yönüyle gözleri kamaştıran bir gülistan. Bu gülistanın güllerinden gelen bir nefeslik esintiyle gönüller mest olur.
kaynak: yenisafak.com.tr