« Önceki | Sonraki »

23/1/2007

Sezai Karakoç’la Kırk Saat Sempozyumu -Açış Konuşması-

Yazar: M. Nedim Tepebaşı

Ham bir maden sadece bir maden veya ham bir cisim sadece bir cisimdir, taşıdıkları değer de o cismin mevcut haline göredir.

Ustanın emeğiyle eser ortaya çıkar. Ortaya çıkan eser ise ustanın ustalığı kadar değer taşır. Başka bir deyişle; emeğin zihinsel gücü kadar işin değeri olur. Aynı esaslar, topluma yön veren fikir adamları için de geçerlidir. Onların fikirlerinde, ne kadar zihinsel aktivite ve güç varsa, yansıması da o kadar güçlü olacaktır.

Toplumdaki Sosyal hayat, liderlerin ufku kadar derinliğe sahiptir. Her günlük hayatta, ufuk derinliğinin boyutlarını görmek mümkündür. Kültürden bilime, ilimden aksiyona, sanattan ticarete, her alanda bu iletişim ve yansımayı gözlemleyebiliriz. Zira; kişi ne biliyorsa onu konuşacak, ne düşünüyorsa da onu yapacaktır. Bu yüzdendir ki; kişilerin yaptıkları ve konuştukları kendi ufkundaki derinlikleri ve boyutları ele verecektir.

İnsan için hayatın akışında çok ilginç örnekler vardır. Fakat insan, belki de çoğu zaman bu anlamda bir çok şeyleri göremez. Çünkü; bakmak ayrı bir olgu, görmek ise ayrı bir olgudur, işitmek ayrı bir olgu, duymak ise ayrı bir olgudur. Toplum hayatı noktasından da günlük hayattan bir çok örnekler vardır. Mesela; çocuk kendisine gerekli gıdalarla beslenmelidir. Şayet ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri zamanında ve yeteri kadar alamazsa gelişim de tam olmayacak, belki de eksi bir durum ortaya çıkacaktır. Toplumlardaki düşünce ufku açısından da durum böyledir. Sahip olunan bilgi kadar ufuk, ufukların genişliği kadar da çalışma alanları olacaktır. Toplumda, ufku geniş düşünce adamlarından ne kadar varsa, toplumların ufku da o nispette geniş olacaktır. Allah korusun, bir toplumda düşünürlerin bulunmaması belki de büyük felaketlere sebep olacaktır. Bu yüzdendir ki; düşünmek, nafile ibadetten üstün sayılmıştır.

Değerli Katılımcılar;

Ender çiçekler sadece mevsiminde açar, ender sanatkârlar, işini belirli düzeyde, belirli işler için yaparlar. Zor zamanlarda açan çiçeği, meraklıları bilirler ve takip ederler. Ender insanlar da ihtiyaç duyulan zamanlarda gelirler ve gerekeni, gerektiği kadar konuşurlar. Bu enderlerin kıymeti her zaman büyüktür. İşte zor zamanlarda dünyaya gelip, zor zamanlarda beliren yıldızlardan birisi; Sezai Karakoç’tur.

Bir bakıma; sarp kayalıkların arasında bulunan her boşluğa bir fidan diken ve yetişmesi için onları itina ile sulayan çaba adamlarından birisidir Sezai Karakoç. Kayalıklarda gül yetiştirmek elbette kolay değildir. Emsalleri gibi O da bu işin zorluğunu bilir, bu yüzden de zorluklardan kaçınmayan, kırılmayan, yılmayan, doğru bildiklerinden dönmeyen, ilkelerine göre yaşayan, sözün özünü tercih eden, olaylardan anlam çıkaran ve yorulmayan bir yapıya sahiptir. Ayrıca O, hassas yapıda bir istikamet adamıdır. Bunun için olmalıdır ki; Diriliş Dergisi’nin logosunun hemen altında “Bir kişiyi öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir, bir kişiyi dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir” beyanına yer vermiştir.

Doğru bildiklerinin yansıması hemen bütün eserlerinde görülür. Bu anlamda sözün özünü tercih ettiği, sayfa sayısı az ancak anlam hacmi geniş eserlerinden birisidir “İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü” adlı kitabı. Belki de, çocuk yaşlarda, düşünce ufkunun genişlemesine sebep olmuş “Babamdan dinlemiştim” diyerek başladığı, ince fakat derin mesajların sunulduğu bir makalesidir “Kurt ve Lamba” başlıklı makalesi.

Değerli Katılımcılar;

Her bir eserinde alabildiğine incelik ve derinlikler bulunan, ender şahsiyetlerden, biraz da Maraş’lı sayılabilecek olan Sezai Karakoç’u daha yakından tanımaya sebep olur düşüncesiyle tertiplenmiş bu çalışmalar, hem bir başlangıç olacak, hem de başka boyutlarda, ülkemizin diğer yıldızlarının gündeme taşınmasına sebep olacak bir kültür hizmetidir.

Sosyal belediyeciliğin önem kazandığı günümüzde, ülkemizin ve tüm insanlığın geleceğini aydınlatmak için birer ışık yakmamızın önemi elbette ki bilinmektedir. Zamanı durdurmak mümkün değil. Kaybettik-lerimizi kazanmanın zaruretini bilmekteyiz. Ülkemizin kalkınmasında, halkımızın yaşam seviyesinin yükseltilmesinde zorunluluk vardır. Ne düşünürsek düşünelim, ne yaparsak yapalım; iyi işler yapmamız gerektiğini bilmek zorundayız. Sezai Karakoç’un deyimi ile; gün gelecek ay da eskiyecek; güneş de eskiyecek, Kıyamet te eskiyecek ama eskimeyen hakikat olacaktır.

Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, herkese saygılar sunuyorum.

Bu metni Mehmet Demirkol e-posta ile elimize ulaştırdı, kendisine teşekkür ediyoruz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Arkadaşına Gönder!