24/1/2007
Üstadın Dilinden Oruç
Yazar: Hamit Can
Üstad Sezai Karakoç’un, çeşitli dönemlerde kaleme aldığı oruçla ilgili yazıları “Samanyolunda Ziyafet” adlı kitapta toplandı. Geçtiğimiz günlerde üçüncü baskısı yapılan kitap, üstadın daha çok Ramazan aylarında yazdığı oruçla ilgili düşüncelerini içeren yazılardan oluşuyor. Yayınlandıkları dergi ve gazeteler, yayın tarihleriyle birlikte belirtiliyor.
Okuyucular olarak, üstadın Ramazan konulu yazılarını muhtelif kitaplarında okumuşuz. Ancak ‘Ramazanın Aynasında Hayat’ adlı yazısını ilk defa ‘Samanyolunda Ziyafet’te görüyoruz. Bu bölüm, gerek üstadın ilk tuttuğu oruçlar, çocukluk ve delikanlılık dönemindeki oruçla ilgili hatıralarını içermesi ve gerekse oruçla ilgili düşüncelerine dair ipuçları vermesi bakımından son derece önemli. Zira “Ramazan, ruh için anlık bir tad, bir şok değil, bir süreç olma yanıyla başlı başına bir oluşum, gelişim ve eriş denemesidir. Ruhun olgunlaşma tecrübesidir”.
İşte Üstad’ın ortaokulda okuduğu yılların Ramazanından küçük bir anekdot: Ramazan yaz mevsimine gelmiş. Üstad, bir iş dolayısıyla kardeşleriyle birlikte köyde. Kasabaya dönüşte hava sıcak. İnsan susuzluktan yorgun, halsiz düşüyor. “Ter içinde, yorgun, susamış, gün batımında şehrimize dönerken, ne kadar sabırlı, ne kadar dayanıklı, ne kadar mutluyduk” diyor.
Lise, üniversite ve daha sonraki yıllara ait, oruçla ilgili birbirinden güzel hatıralardan insan adeta şunu anlıyor ki: İnsanın hayatını hayat yapan oruçtur. Orucun olmadığı bir ömrün anlatılmaya değer neyi var ki? Sözlerimizi Üstad’tan aldığımız şu cümlelerle bitirelim:
“…Bir umutsuz dönemdi. Ancak 1988 yılı Ramazanı’nın on beşinci günü bana gelen büyük bir baş dönmesi, bütün bu kararsızlıklara son verdi. Bütün yorgunluklar, ruhun hayata küsüşü sona erdi. Adeta yaşlılık gençliğe döndü; olumsuzluk birikimi sıfırlandı. Diriliş yeniden yedinci kez ve dönem olarak çıktı. 1992 Şubatı’na kadar sürdü. O hızla 1990 Martı’nda partimizi, Diriliş Partisi’ni kurduk. Yedi yıl süren parti döneminde, Ramazan geceleri, sohbetleri, şehirleri ziyaretler, bayram toplantıları, bizim için unutulmaz, adeta mermere işlenmış hâtıralardır. Toplu iftarlarımız çok az sayıdadır. Diğer parti cemaatlerine göre. Ama gecelerin değerlendirilmesi, Allah’ın izniyle, en çok, sanırım bize nasip oldu.”
‘Her yıl bir mucize gibi gelen’ adlı yazıdan:
“Göğün kutlu işareti ay, belli belirsiz, Hızır mizaçlı misafirler gibi sessiz ve alçakgönüllüce geldi ve içimize ve topluluğumuza orucun ilk tohumunu attı. Öyleyse her akşam, top patlayıp da, batıya, gece ilk gri soluğunu bırakınca, iftar, oruç mucizesiyle bir gök sofrasına dönmüş, görünmez kaynaklardan gelip de önümüzde toplanan bereket kumanyasını açınca, ilk zeytini ağzımıza koyduktan ve zemzemle aşılanmışçasına bir aydınlık kazanmış olan ilk bardak suyu dudaklarımıza yaklaştırdıktan sona, birdenbire gözümüze ilişir ki, ay büyümüştür.”
kaynak: yenisafak.com.tr