« Önceki | Sonraki »

24/1/2007

Yeni Bir Dünya

- Bildiğiniz gibi, özellikle Amerika’nın son Irak harekatı da göz önüne alındığında dünya dengeleri ve haritaları değişmekte. Bu süreçte Türkiye’nin etkileneceği koşullar hakkında öngörülerinizi alabilir miyiz?
- Sezai Karakoç, 40 yıldır, İslâm ülkelerinin başkalarınca yutulmamak için birleşerek büyümeleri gerektiğini söylüyor. Türkiye bu sese kulak vermeli. Bütün Asya, bütün Afrika bu sese kulak vermeli. Bıçak kemiğe dayandı. Dün Afganistan, bugün Irak, yarın Suriye, öbür gün İran…İstediği kadar frak giysin, Batı medeniyetine bağlılık yemini etsin, sıra Türkiye’ye de gelecek. Küresel meydan okumaların üstesinden gelmek istiyorsak, birlik bayrağını yükseltmeliyiz. Komşularımız Suriye ve İran’dan başlayarak, İsrail hariç bütün Ortadoğu devletleri ve bilahare bütün Asya ve Afrika ile kucaklaşmalıyız. Öyle ki, can-ciğer kuzu sarması olmalıyız. Yapılacak ilk iş, bunun psikolojik altyapısını oluşturmaktır. Günde yüz kere, bin kere, bir milyon kere Asya ve Afrika dememiz lazım. Ciğer sahibi yazarlarımız, siyasetçilerimiz mütemadiyen Asya’dan, Afrika’dan bahsetmeliler. Malcolm X, aşağılık kompleksinden geberen Afro-Amerikalıları “Siyah güzeldir”? diye diye canlandırmıştı. Biz de Asya ve Afrika’dan nefret ettirilerek Batı’nın kölesi haline getirilen insanlarımızı “Asya güzeldir”?, “Afrika güzeldir”? diye diye rehabilite etmeliyiz. Diyeceksiniz ki Asya ve Afrika’da diktatörlükler var, iç savaşlar var, ölüm var. Evet var. Çünkü Asya ve Afrika’da hâlâ umut var. Müstekbirleri korkutan bir umuttan bahsediyorum: Yeni bir dünyanın kurulabileceği umudu. Batılı bir filozof, “Batı’da askeri darbe olmaz, çünkü Batı’da bastırılacak umutlar kalmadı”? gibi bir laf etmişti. Çok doğru. ZDF (Alman devlet televizyonunun ikinci kanalı) sokaktaki Alman’a “Sizin için hayattaki en önemli şey nedir?”? diye soruyor; genç Alman “seks”? diyor, yaşlı Alman “sosyal güvenlik”? diyor. Hepsi bu. Bir de Asya ve Afrika sokaklarında dolaşsın ZDF. Burada insanlar müstekbirlerle hesaplaşmak ister, devrim yapmak ister, yeni bir dünya kurmak ister. Onun için buralar boş bırakılmaz. Ortadoğu düzenli olarak bombalanmalı ki, Londralı centilmenler 5 çaylarını huzur içinde yudumlayabilsinler. 5 çayını huzur içinde yudumlamaktan başka dertleri yok bu adamların. Halbuki bizim dünyamız, Asya ve Afrika, başkaları yoksulluk içinde kıvranırken gününü gün etmenin yadırgandığı, kendisine verilen rızktan başkaları için infak etmenin ve kendisine verilen canı Allah yolunda başkaları için feda etmenin vazife telakki edildiği medeniyetlerin beşiğidir. Biz bir vakıf medeniyetinin varisleriyiz. Ne kadar yozlaşmış olursak olalım, bu medeniyetin izlerini hâlâ taşıyoruz. Ağır bir kazadan sağ salim kurtulduğumuz zaman “verilmiş sadakamız varmış”? diyoruz. Kendimizi kurtarmak için başkalarının yardımına koşmamız gerektiğine içten içe inanmaya devam ediyoruz. Vahşi kapitalizm ve birey olma edebiyatı bu inancı zedelediyse de yok edemedi. İnancımızı yeniden üretmeyi başarırsak, dünyanın altını üstüne getirebiliriz. Anarşizmden bahsetmiyorum, adaleti gerçekleştirmekten bahsediyorum. Üstte müstekbirler, altta mustazaflar var. Yani dünyanın altını üstüne getirmek iyi bir şeydir, iyiliktir. Kendimize ve dünyanın bütün ezilen halklarına böyle bir iyilik yapmak istiyorsak, imkanlarımızın hatırı sayılır bir kısmını İslâm dünyasının birliği davasına vakfetmeliyiz. Dahası, emperyalizm yahut neo-kolonyalizmin pençesindeki bütün halk ve devletlerle dayanışmaya girmeliyiz. Irak’ta yaşananların Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini sordunuz. Temennimiz o ki, Türkiye’nin bu kıssadan çıkaracağı hisse “İran ve Suriye ile entegrasyon kaçınılmaz bir zarurettir”? olsun. Ben bu ülkelerin birleşmesi veya en azından beraber hareket etmesi ile dünyanın altının üstüne getirilebileceğine inanıyorum. Türkiye, Suriye, İran… Türkler, Araplar, Farslar… İslâm medeniyetinin üç kadim bayraktarı… Ve elbette onların yoldaşları; Kürtler, Çerkezler, Boşnaklar, Arnavutlar… Böyle bir ittifak yahut ittihat, tedricen bütün Asya ve Afrika’yı birleştirecek bir cazibe merkezi olabilir. Ben Müslümanım, ben idealistim, ben bütün dünyada adalet istiyorum, fakat Türkiye-Suriye-İran birliğini savunmak için böyle olmak şart değil. Bıçağın kemiğe dayandığını, vahşi kapitalizmin kamçıladığı neo-kolonyalist taarruzun hiçbir ayrım yapmadan bütün Asya ve Afrikalıları ezip geçeceğini fark eden herkes, Müslüman olsun veya olmasın, birlik bayrağının altına koşmalı. Dünya umurunuzda olmayabilir; sırf kendi canınızı kurtarmak için olsun bu davaya destek vermelisiniz.

kaynak: milligazete.com.tr

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Arkadaşına Gönder!